bestemiyimneyim:

Bilemiyorum bir daha bu denli güzel bir fotoğrafa rastlayabilir miyim hayatımda?

bestemiyimneyim:

Bilemiyorum bir daha bu denli güzel bir fotoğrafa rastlayabilir miyim hayatımda?


ah kavaklar ah kavaklar
bedenim üşür yüreğim sızlar

beni hoyrat bir makasla 
ah eski bir fotoğraftan oydular
orda kaldı yanağımın yarısı
kendini boşlukla tamamlar

ah omuzumda bir kesik el ki 
hala, hala durmadan kanar

ah kavaklar ah kavaklar
acı düştü peşime

ah kavaklar ah kavaklar
ardımdan ıslık çalar


yuriorlov:

bunu reblog edip uyuyorum
keyif yok be

yuriorlov:

bunu reblog edip uyuyorum

keyif yok be


cemal-sureya:

Tomris Tamer’e aşık Cemal Süreya ve Cemal Süreya’ya aşık Tomris Tamer. İkisi de evli, birbirleri için eşlerinden ayrılırlar “Türk edebiyat tarihinin en verimli aşkı” olarak anılacak bir ilişkiye adım atarlar. Bu ilişki hem enteresan, hem dillere destan. Yakınları ikisi de bu dünyadan ayrıldıktan sonra şu hikayeyi anlatırlar: 
“Her akşam işten çıkıp şıp diye eve damlıyordu Cemal Süreya. Bir gün Tomris, ‘Biraz gez dolaş, arkadaşlarınla falan buluş’ dedi. Ertesi gün geç geldi Cemal Süreya, daha ertesi gün de, hep geç geldi. Bu akşamlardan birinde, örtü silkelemek için pencereyi açan Tomris, apartmanın girişinde oturan Cemal’i gördü ve gerçek ortaya çıktı. Her akşam iş çıkışı eve geliyor ama aşağıda oturup ‘gecikiyordu’ Cemal Süreya… Tomris tarafından durumun adı derhal kondu: Şahsiyet Rötarı…”


Tomris, Cemal Süreya’nın aşk ve cinsellik dolu şiirlerine konu olur. 3 yılın sonunda aşkları biter. Bu dönemde Tomris, eşinden yeni ayrılmış olan Turgut Uyar’la tanışır. Şiir üzerine başlayan mektupları, aşk mektuplarına dönüşür. Evlenirler. Tomris, Tomris Uyar olur. Turgut Uyar’ın ölümünden sonra,Tomris ilişkileriyle ilgili olarak şunları söyler : “Turgut, beni her an elinden kaçıracakmış gibi gereksiz bir kaygıyla yıpranacak; ben de hiçbir rekabetin söz konusu olmadığı bir alanda, boyuna birinci seçilmekten yorulacaktım.”


3. şairse Tomris’e hep uzaktan,platonik bir aşkla bağlı olan Edip Canseverdir. Boğaz kenarındaki meyhanelerden birinde başbaşa oturdukları rakı masasında Cansever’in bir peçeteye yazdığı dize ise dilden dile dolaşır: “Tomris rakıyı çok severdi, bense onu…”

"Cemal Süreya’ya içki içmesini ben öğrettim."
-Edip Cansever

“Edip’e şiir yazmayı ben öğrettim.”
-Cemal Süreya

“Bu ikisi bunu tartışırken ben de gittim Tomris’le evlendim.”
-Turgut Uyar

“Sevgililik ya da aşk duygusu zamanla yara alabiliyor, örselenebiliyor, bitebiliyor. Bitmeyen tek aşkın gerçek ve lirik bir dostluk olduğunu Edip Cansever öğretti bana.”
-Tomris Uyar
Dip not : Ben her içim yağmurlandığında bu yazıyı okurum niyeyse 

cemal-sureya:

Tomris Tamer’e aşık Cemal Süreya ve Cemal Süreya’ya aşık Tomris Tamer. İkisi de evli, birbirleri için eşlerinden ayrılırlar “Türk edebiyat tarihinin en verimli aşkı” olarak anılacak bir ilişkiye adım atarlar. Bu ilişki hem enteresan, hem dillere destan. Yakınları ikisi de bu dünyadan ayrıldıktan sonra şu hikayeyi anlatırlar: 

“Her akşam işten çıkıp şıp diye eve damlıyordu Cemal Süreya. Bir gün Tomris, ‘Biraz gez dolaş, arkadaşlarınla falan buluş’ dedi. Ertesi gün geç geldi Cemal Süreya, daha ertesi gün de, hep geç geldi. Bu akşamlardan birinde, örtü silkelemek için pencereyi açan Tomris, apartmanın girişinde oturan Cemal’i gördü ve gerçek ortaya çıktı. Her akşam iş çıkışı eve geliyor ama aşağıda oturup ‘gecikiyordu’ Cemal Süreya… Tomris tarafından durumun adı derhal kondu: Şahsiyet Rötarı…”

Tomris, Cemal Süreya’nın aşk ve cinsellik dolu şiirlerine konu olur. 3 yılın sonunda aşkları biter. Bu dönemde Tomris, eşinden yeni ayrılmış olan Turgut Uyar’la tanışır. Şiir üzerine başlayan mektupları, aşk mektuplarına dönüşür. Evlenirler. Tomris, Tomris Uyar olur. Turgut Uyar’ın ölümünden sonra,Tomris ilişkileriyle ilgili olarak şunları söyler : “Turgut, beni her an elinden kaçıracakmış gibi gereksiz bir kaygıyla yıpranacak; ben de hiçbir rekabetin söz konusu olmadığı bir alanda, boyuna birinci seçilmekten yorulacaktım.”

3. şairse Tomris’e hep uzaktan,platonik bir aşkla bağlı olan Edip Canseverdir. Boğaz kenarındaki meyhanelerden birinde başbaşa oturdukları rakı masasında Cansever’in bir peçeteye yazdığı dize ise dilden dile dolaşır: “Tomris rakıyı çok severdi, bense onu…”

"Cemal Süreya’ya içki içmesini ben öğrettim."

-Edip Cansever

“Edip’e şiir yazmayı ben öğrettim.”

-Cemal Süreya

“Bu ikisi bunu tartışırken ben de gittim Tomris’le evlendim.”

-Turgut Uyar

“Sevgililik ya da aşk duygusu zamanla yara alabiliyor, örselenebiliyor, bitebiliyor. Bitmeyen tek aşkın gerçek ve lirik bir dostluk olduğunu Edip Cansever öğretti bana.”

-Tomris Uyar

Dip not : Ben her içim yağmurlandığında bu yazıyı okurum niyeyse 

(unutulansekme gönderdi)



after-world-chronicles:

I simply had to do this… :P


afrikalilydia:

yaşamak için şiir var.

(turkutadindayasamak gönderdi)


(kahvelerbenden gönderdi)


…bu aşka ilahi diyemem korkarım / insani diyemem utanırım…

mevlana


Bazı kelebek türlerinin bir günlük ömrü, hücre bölünmesinin hızlı olmasından dolayı, insanın 80 yılına denktir. Bu durumda 70 yaşında ölen bir insan mı daha uzun yaşar, 25. saatini gören bir kelebek mi?
— Zülfü Livaneli / Kardeşimin Hikayesi

ukalaadonisli:

banaparaveeerr:

esrakirimtay:

sevgisonsuz:

12 ay Aşk

Ay cok guzeeel

Gotunuzu yeruuuuuuuun

oyy yerim

(ilivinfuckingworld gönderdi)


islami pradoks…

islami pradoks…


Deniz çok uzaktaydı Ve Dokunuyordu yalnızlık.. Yusuf Hayaloğlu


”şiir gibisin.” dedi bana.
”o kadar güzel miyim?” dedim.
”hayır,” dedi. ”eksik ve kırılgansın.”
”neyse, nasıl olsa hiçbir zaman bir şair aşık olmayacak bana.” diye yanıtladım.
boşvermemi söyledi, ”zaten şairler hastalıklı insanlar.”